26 Nisan 2009 Pazar

Güzelmiş!


Güzelmiş bu mim işi,ne işe yaradığını bilmememe rağmen.Zira pek araştırmadım anlamını,tembelliğim!

Ayşegül adlı arkadaşım,birçok kez mimlemiş beni.Hak etmeme rağmen.
Ben bu bloglama işine yeni katılmama rağmen,bu kadar mim.. pes :)
Bir kere bile mimleyemediğim o arkadaşımı,şimdi mimliyorum işte..
Nasıl yapıldığını hiç bilmiyorum.Deneyelim bakalım.hmm..

Mimledim bile! Agül 'ü mimledim iştee! Yaşasın.

Keşke mimleyebileceğim birkaç kişi daha olsa,üzülerek belirtiyorum.
İzleyicimin az olmasımı bunu yapmama engel,yoksa takip edenmi az.. bilemiyorum.
Ben yazıyorum,okuyan okur,okumayan kaçar gider . . .

23 Nisan 2009 Perşembe

Bunaldım mı?


Hayııııır.Ama birkaç gün önce bunalmıştım.O gün geçti,şimdi başka bir gün içerisindeyiz.. Ne farkeder işte!? Çok ama çok farkeder. Aaa,yine geveliyorum.

Konuya geleyim ben,birkaç gündür güzel bir kitap okuyorum.
İsmi Yeniay.Alacakaranlık adlı kitap serisinin 2. kitabı.4 Kitap var.. 2 kitap kaldı.. E daha ne?
Gevelemekten vazgeçemeyeceğim belli.Hala doğru düzgün konuya giremedim.

Dünden önceki gün,her noktasını bilmediğim ortamlarda bir konu hakkında polemiğe girdim.Yaşadığım muzip deneyim,hala aklımdan çıkmıyor.Kin dolu mesajlar,arkasından laf savaşı..
Türk milletiyiz,didişmeyi severiz.Zevk durumu :S

Şükürler olsun ki,beni iyi durumlara getirmiş olan birkaç pişmanlıklar yaşadım.Nasıl bir deneyim bu?? Kafa karıştırıcı.

Evet efenim.Bugün 23 Nisan.Pek bişi yapmadım,barış manço dinledim.. kitap okudum.. gezdim ve eğlendim.Hava olduğu kadar hoş.Pek umursanmamış 23 Nisan bu yıl.. Hayretler içerisinde kalıyorum.

2 Nisan 2009 Perşembe

Kardeşimin Gözleri..


Sihirli gözler bunlar.Hayata pembe pembe bakıyor.Masmavi,masum bebek gözleri.Dünyada ne olup bittiğini bilmeden kendini mutlu etme çabası dolu olan gözler.Kardeşim evde iken,ben okulda olsamda okuldan gelince onla sürekli vakit geçirebilme şansı bulabiliyorum.Birlikte oynuyoruz,napacaksın kardeş işte.Balonlarla oynamayı çok seviyor,nerde balon görse tutturur.Her rengide sever kardeşim.Şuan küçük olmasına rağmen,hala o kadar saf,o kadar taze ki beyni.Her zaman mutlu olsun istiyorum,bazen üzülsemde ona,baze nona kızsamda.

Çünkü kardeş işte. ''Kardeş''...

Kelebekler..


Çok ama çok masumlar!Uçmanın ne kadar kutsal,mistik ve sihirli bir şey olduğunun farkındalar.Kanatlarını açıp süzülme etkileri var.
Algıları geniş ve koskocaman kanatları var.Tabi kanatların üstündeki rengarenk benekleri unutmayalım.Ömürleri o kadar kısayken,onlar herşeyi doyasıya yaşıyorlar,daha doğrusu yaşamaya çalışıyorlar.Süzülmeyi,uçmayı,kanat çırpmayı bir profesyonel uçuş piloti kadar iyi biliyorlar.Kendilerini kontrol etmek kısacası onlar için bebek işi.Ne kadar değerli bir canlı olduğunun farkındayızdır umarım.
Baharda,çoğunlukla kırlarda ve bahçelerde görürüz onları. Onların aleyhine birşeyler yapmak bence hiç ama hiç doğru bir davranış olmaz.Küçücük hayvancıklar,masum ve benekliler.Size ne zararları gelebilirki bu küçük varlıkların? Yapmayıın,o kadar değersiz değiller.

Kutsal hayvanlardır onlar.

Deniz Kenarı


Bir kızın deniz sevdası...


Denizleri çok severim ben.Pırıl pırıl suları,uçuşan martıları,saçlarımın dalgalanmasını..
Bana geçmişimi hatırlatıyor deniz.Berraklığı ile,şeffaflığı ile.Şuan mevsimlerden ilkbahar.Tam deniz kenarı seyahati için uygun bir ay.Ne zaman ailecek deniz kenarına gidelim desem,ya bi aksilik çıkar,ya da bir sorun.Deniz dar geldi bana,ziyaret etmeye etmeye.Arkadaşım gibiydi o meğer,küçükken ne çok dururdum yanında.Otururdum kumun üstüne.Seyrederdim dalgaların yükselişini sessizce.Yazın bir farklı deniz,kışında farklı,hele hele sonbahar,deniz farkını iyice yansıtır.Kışın buz gibi,ne bir arzusu var,nede bir emeli.Yazın çok hareketli.Dalgaları yüksek ve temiz.Sonbaharda ise çok yalın,ıssız ve tükenmez.Ama hele hele ilk baharsa,denize söyleyecek laf bulamam.

Severim denizleri,deryalı,dalgalı,pırıl pırıl denizleri.

Umut ve Hüzün...





Sevdiğim ayrılmaz ikili.Umut ve hüzün.Biri olmayıpta diğeri olsa,veya biri olupta diyeri olmasa hiçbir zaman umut ve hüzün değerli kılınmaz.Umudu olan insan hüzünlenir,içlenir,duygulanır çünkü umudun anatomisinde bu var! Yılların hasretini,sevgisini,değerini yaşamış insan umuduyla birlikte aynı zamanda bir hüzün sezer.Bu durumu sezmek bunları düşünmekten daha zordur.

Bir insan sevdiği kişiyi bekler bekler durur.Umuda kapılır uzun lafın kısası.Gözü yollarda kalır,umudunu kaybetmeyerek o sevdiğini ömür boyu aramaya karar verir.Günler gelir geçer,seven kişi hala umudunu kaybetmemiştir.Aradan 10 -15 yıl geçmiş gerçi bu oldukça uzun bir süre.Sevdalı kişilik birde bakmış ki,yıllar sonra sevdasını yollarda bulmuş.Tabi sevdalısıda pek yaşlanmış,pek çok şey yaşamış.Ama bu onunda bir sevda bulmadığı anlamına gelmiyor.Sevdiği kişiyi yolda gören sevdalı,sevdiği kişinin yanında bir bayan görünce şaşırır,hüzünlenir ve herşeyin etkisinde kalmış olarak görür kendisini.Hüzünü geldiği anda umudu kesilir,gider.Duygular,sevgi,umut adeta bir kördüğüme döner.

Ben buna ''Umut ve Hüzün'' derim işte..